KÜLTÜR KULÜBÜ KURMA FİKRİNDEN YOLA ÇIKAN BİR SEMT KULÜBÜ: BEYKOZSPOR

Dünya Beykozlular Günü olarak kabul edilen 19 Ağustos tarihi aslında bir ilçenin kendi spor kulübüne olan yoğun sevgisinin bir sonucu! Beykozspor’un 1908 yılında kurulması sebebiyle her 19 Ağustos günü Beykoz’da sarı-siyah forma ve bayrakları çokça görmeniz mümkün. Bu yıl, coşku pandemi sebebiyle sosyal medyaya taşınmış olsa da Beykozspor Beykozlu için hep önemli bir yer tutar. Dünya
Beykozlular Günü’nde, hem Beykozspor’u hem de ilçeyi biraz tanıtmak istedik!

 

Beykoz Spor Kulübü’nün Kuruluşu ve Serüveni
Beykoz Spor Kulübü’nün kurulmasında bir düşünür ve edebiyatçı olan Ahmet Mithat Efendi'nin önemli bir payı vardır. Ahmet Mithat Efendi’nin “bir kültür kulübü kurulması” fikriyle yola çıkılır ve 1908 yılında kulüp kurulur. 1911 yılı itibariyle Beykoz Şark İdman Yurdu olarak anılan kulüp, 1917 yılında dönemin gençlerinin girişimiyle bir futbol takımı kurar ve müsabakalara katılmaya başlar.
Kulübün kuruluş felsefesinde, gençlere nezih bir kültürel ve toplumsal çevre ve bir sosyal hayat oluşturmak ve gençleri yararsız işlerden alıkoymak yer alır. Beykoz Spor Kulübü 45 yıl boyunca 1 Lig’de oynamış ve Atatürk Kupası'nı da kazanmıştır. Kulübün kısa sürede gelişmesinde, güçlenmesinde ve tanınmasında dönemin ünlü futbolcusu İbrahim Kelle’nin etkisi büyüktür.
Kulübün bir diğer önemli özelliği ise Türk spor tarihinde ilk defa yelken ve kürek takımı kurması ve bu dallarda önemli başarılara imza atmasıdır.
“Kelle İbrahim”
Aslen Trabzon Hayrat ilçesi Hundez köyünden olan Kelle İbrahim 1900 yılında Hayrat'ta doğmuş, Beykoz ve Altınordu Spor Kulüplerinde oynamış ve milli takıma kadar yükselmiş olan Kelle İbrahim,hayatını Beykozspor’a adamış bir kişidir. Kelle İbrahim, sporcu olarak başladığı Beykozspor serüvenine, yönetimde görev alarak ve hatta başkanlık yaparak hiç ara vermemiş ve hayatının sonuna
kadar Beykozspor için çaba sarf etmiştir.
Başkanlığında bile sporcuların formalarını bazen Ortaçeşme’de, bazen evde, bazen denizde yıkadığı tüm Beykoz tarafından bilinen Kelle İbrahim, kulübün hem başkanı hem de malzemecisi olan mütevazi bir insan olarak her zaman hatırlanacak ve anılacak…
Beykoz’un Tarihi
3000 yıllık bilinen tarihiyle Beykoz, İstanbul’un en muazzam ilçelerinden biridir. Tarihi kaynaklara göre, Traklar bölgeye ilk yerleşen halktır; ancak kent tarihinin çok daha eskiye dayandığı tahmin edilmektedir.
İstanbul’un fethinden 50 yıl kadar önce, o zamanki adıyla Amikos, yani Beykoz, Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dâhil edilmiştir. Yıldırım Bayezid’in yaptırdığı Anadolu Hisarı ise bu sebeple “fetih müjdeleyicisi” olarak tanımlanmaktadır.
“Beykoz” İsmi Nereden Gelir?
Aslında bu sorunun birden fazla cevabı var; çünkü günümüze kadar ulaşmış rivayetlerden öte bir bilgiye sahip değiliz.
Bu rivayetlerden ilki, Kocaeli beylerbeylerinin Beykoz’da oturmasına nispetle, Farsça “köy” anlamına gelen “kos” kelimesi ile “bey” kelimesinin birleştirildiği ve “Beykos” (Beyköyü) isminin ortaya çıktığı şeklindedir. Bir başka rivayete göre ise, Osmanlı idaresi altına girdikten sonra, ilçede bulunan ceviz ağaçlarının fazlalığı sebebiyle (“koz” sözcüğü “ceviz” anlamına gelir), “Binkoz” adı verilmiştir ve sözcük zamanla Beykoz’a dönüşmüştür.
Evliya Çelebi’den Beykoz Tanımı              
 Osmanlı tarihinin en önemli seyyahlarından olan Evliya Çelebi, Beykoz'u şöyle tanımlar:
"...lebi deryadan bağlar kenarından gitmek üzere Servi Burnun'nun üç bin adım güney tarafında, bir liman-ı âzimin kenarındadır. Sekiz yüz haneli, bağ ve bahçeli, mamur bir kasabadır. Camii, mescidi, hamamı, sibyan mektebi, küçük sokakları, ağaçlarla müzeyyen
çarşı ve pazarı vardır. Çarşı ve pazarı çok bakımlıdır. Halkı bahçıvan, oduncu ve balıkçıdır. Ab-ı havası nefistir. İskelesinde bir kılıç balığı dalyanı vardır. Beş altı gemi direğini birbirine bağlayıp denize dikmişlerdir. Karadeniz tarafından kılıçbalıkları geldiğinde direğin tepesindeki âdemler ellerindeki taşları kılıçnalıklarının arkasına doğru atınca balıklar emin yerdir diye liman ağzına doğru girer. Burada ağlara takıldıklarında balıkçılar kayıklarla kılıçbalıklarına yanaşıp kargı ve tokmaklarla bunları avlarlar. Buradan içeride Akbaba, Sultan, Ali Bahadır, Dereseki, Alemdağ, Koyun Korusu, Yuşa Nebi mesireleri vardır."
Yakın Tarihte Beykoz
Beykoz’un sanayi devrimi sonrası İstanbul’un en önemli imalat, üretim ve hayvancılık merkezi haline
geldiği bilinmektedir. Asya-Avrupa geçiş noktasında ve Karadeniz’e açılan bir kapı olarak
konumlanması sebebiyle, deri kundura fabrikasının kurulduğunu ve bu fabrikanın da askeri malzeme
ihtiyaçlarını sağladığı yakın tarihimizde görülür.
Bunun haricinde cam üretimi ve işçiliği ile büyük bir ün kazanan Beykoz’da, kağıt, un, demir, fes gibi
malzemelerin üretildiği fabrikalar da ülke ekonomisine büyük katkı sağlamıştır. Tüm bu üretim
sahalarıyla Beykoz, yakın tarihte bir “işçi semti” olarak anılır.
Beykoz’da Görülmeye Değer Bazı Yerler
Yoros Kalesi
Yuşa Tepesi
Küçüksu Kasrı
Hidiv Kasrı
Anadolu Hisarı
Anadolu Kavağı
Tarihi Kundura Fabrikası
Mecidiye Kasrı
Poyrazköy Sahili
Paşabahçe
Polenezköy
Kanlıca