Gizli Güzellik: Yerebatan Sarnıcı


İstanbul’un kalbi Sultanahmet’te, yerli ve yabancı birçok dizi ve filmde mekân olarak kullanılan önemli bir tarihsel yapı var: Yerebatan Sarnıcı. Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’a yerleşmiş, burada gelişmiş kültürlerden günümüze kalan çok önemli yapılardan bir tanesi.

Yapı içindeki sütunlar ve özellikle de ters duran Medusa başları çok ilgi çekiyor. Sarnıcın yapılmasından önce bu bölgede bir bazilika varmış. Bu nedenle sarnıca Bazilika Sarnıcı da deniyor. Yerebatan, Ayasofya’nın hemen karşısında bulunuyor. 

 

Yerebatan Sarnıcı’nın tekrar gün ışığına çıkma hikayesi çok ilginç: 

Osmanlı halkı, dini inanışları gereği, durgun suyu değil de akan suyu tercih etmektedir. Sarnıç bu nedenle İstanbul’un fethinin ardından uzun bir süre sulama işlerinde kullanılır ve Osmanlı İmparatorluğu kendi su tesislerini kurup kullanmaya başlayınca âtıl kalır. Fransız asıllı P. Gyllius, Fransa Krallığı’nın kütüphanesi için değerli el yazmaları biriktirmek amacıyla 1544 yılında, Fransa kralı I. François’i temsilen İstanbul’a, Kanuni Sultan Süleyman’ın sarayına gelir. Gyllius, İstanbul’dan o kadar büyülenir ki “Dünyadaki tüm şehirler ölmeye mahkumdur fakat İstanbul, insanlar var oldukça yaşayacaktır” der. 

Gyllius, Ayasofya civarında dolaşırken, halkın evlerinin içindeki kuyulardan su aldıklarını ve hatta balık tuttuklarını duyar. Esasında Gyllius ihtiyolojiye (balık bilimi) meraklıdır. Belki de “balık tutma” konusu onu etkilemiş ve böylelikle “Altında su bulunan bu bölgede neler var?” diye düşünerek araştırmasını yapmıştır. Halk tarafından bilinen büyük ahşap bir evin duvarlarla çevrili avlusunda, yerin altına inen taş basamaklar görür. Eline bir meşale alarak, bu basamaklardan aşağı iner. Aşağıda devasa bir sarnıçla karşılaşır. Sonraki günlerde, bu sarnıca tekrar tekrar iner ve bir sandalla suyun üzerinde dolaşmaya başlar. Sarnıcın ölçülerini alır, sütunları tespit eder. Şehirde kaldığı 1547 yılına kadar İstanbul’un birçok önemli tarihi eserini gezer, İstanbul Boğazı ve gezdiği eserler hakkında çok önemli kitaplar kaleme alır. Bu yazılar, Gyllius’un ani ölümünden sonra, 1561 – 62 yıllarında, yeğeni tarafından yayımlanır. 

 

Yerebatan Sarnıcı Tarihçesi

Roma İmparatorluğu’nda 527 – 565 yılları arasında tahta çıkan İmparator I. Justinianus saltanatının en önemli temel taşı, Roma İmparatorluğu’nun restorasyonu olur. Bu tutkusunu kısmen başarabilmiş olan I. Justinianus’u modern tarihçiler “son Roma İmparatoru” olarak anar. I. Justinianus, Doğuda Bizans İmparatorluğu olarak bilinen Doğu Roma İmparatorluğu topraklarına çok önemli mimari yapı da inşa ettirir. Bu yapılardan en çok bilineni Ayasofya’dır. Yerebatan Sarnıcı da aynı imparator zamanında bu çevrede çok geniş bir alana yayılmış olan imparatorluk sarayının ve çevre halkının su ihtiyacını karşılamak için inşa ettirilir. I. Justinian, Yerebatan Sarnıcı ile şehre 19 km uzaklıktaki tatlı su kaynağından su kemerleri ile su taşıtır. Sarnıcın yapımı 38 yıl sürer. 

 

Yerebatan Sarnıcı Mimari Yapısı

Sarnıcın uzunluğu 140 metre, genişliği de 70 metredir. Toplam 9 bin 800 metrekarelik alanı kaplayan dikdörtgen biçimindeki yapı, yaklaşık 100 bin ton su depolama kapasitesine sahiptir. 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen sarnıcın içinde her biri 9 metre yüksekliğinde 339 sütun bulunur. Birbirlerine 4,8 metre aralıklarla dikilen sütunlar, 12 sıra oluşturur. Her bir sırada 28 sütun vardır. Daha eski yapılardan getirilen ya da çeşitli mermerlerden yontulmuş sütunların büyük bir kısmı tek parçadan, bir kısmı da iki parçadan oluşur. Başlıkları farklı özellikler taşıyan sütunların 98 adedi Corint üslûbu yansıtır. Bir bölümü de Dor üslûbundadır. Sarnıçtaki sütunların köşeli veya yivli olanlarının sayısı çok azdır. Geneli silindir biçimindedir. Sarnıcın ortasına doğru kuzeydoğu duvarı önünde yer alan 8 sütun, 1955 – 60 yıllarında yapılan bir inşaat sırasında kırılma tehlikesine maruz kalır. Bu sütunların her biri kalın bir beton tabaka içine alınarak dondurulmuştur. Bu nedenle eski özelliklerini kaybetmişlerdir. Sarnıcın, tuğladan örülmüş kalın duvarları Horasan harcı ile sıvanarak su geçirmez hale getirilmiştir.  

 

Medusa Başı

Yerebatan Sarnıcı’nın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında Medusa başlarını göreceksiniz. Bu iki heykel, Roma dönemi şaheserlerindendir. Sütunların altına kaide olarak kullanılan Medusa başlarının nereden ve hangi amaçla buraya getirildiği tam olarak bilinmese de bazı görüşler vardır. Efsaneye göre Medusa, Yunan mitolojisinde yer altı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona kız kardeşten bir tanesidir. Yılan başlı olduğu için kendisi ile göz göze gelenleri taşa çevirme gücüne sahiptir. Bir görüşe göre, o dönemde büyük yapılar ve özel yerleri korumak için Gorgona resim ve heykelleri kullanılıyordu ve sarnıçtaki Medusa başının oraya konulmasının da amacı buydu. “Yerebatan Sarnıcı’ndaki Medusa başı neden ters?” sorusunun yanıtını da başka bir efsanede görebiliriz: Medusa, siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kızdır ve Zeus’un oğlu Perseus’a aşıktır. Athena da Perseus’a aşıktır ve Medusa’yı kıskanmaktadır. Athena bir gün kıskançlığına yenik düşer ve Medusa’nın saçlarını yılana çevirir. Artık bu güzel kız lanetlenmiştir. Onun gözlerine bakan herkes, taşa dönüşmeye başlar. Perseus da düşmanlarını bu laneti kullanarak yenebilmek için Medusa’nın başını keser ve savaşlarda bu laneti kullanarak düşmanlarını yener. Bu nedenle Bizans’ta kılıç kabzalarına işlenmiştir. Sütun kaidelerine ters olarak konulmasının nedeni de bakanların taş kesilmemesi içindir. 

 

Ağlayan Sütun (Gözyaşı Sütunu)

Yerebatan Sarayı’nda, diğerlerinden farklı bir sütun dikkat çeker. Bu sütun, saray için çalışan ve burada hayatını kaybeden kölelerin anısına, diğer köleler tarafından özel olarak yapılmış. Sarayın yapımında 7 bin’den fazla kölenin çalıştığı ve çalışanlarının çoğunun burada öldüğü düşünüldüğünde sütun daha fazla anlam kazanır. Sütunun üzerinde gözyaşlarına benzer şekiller bulunur ve üzerinden sürekli akan su ile “ağladığı” hissini uyandırır. Bir rivayete göre saray, ziyarete kapandıktan sonra bu kölelerin ağlama sesleri sütunlara çarpa çarpa yankılanırmış. Bazı ziyaretçiler, bu sütunun bulunduğu suya para atarak dilek tutarlar. 

 

Yerebatan Sarnıcı, ziyaret edilmesi gereken önemli müzelerden birisi olarak dikkat çeker. İstanbul kültür sanat hayatında da çok önemli bir yeri vardır. Bu mekânda verilen konser ve resitaller, mekanın akustiği ile büyüleyici hale gelir. Kimi zaman bir keman dinletisinin duygusal tınıları yürekleri okşar kimi zaman da bir neyzenin üflediği neyde dinleyen aşk’ı duyar. Konser etkinliği olmasa bile sadece gezmek için bile gidilecek önemli bir müzedir. Buraya uğrayıp Medussa başı ile göz göze gelen herkes efsanenin gerçekleştiğine tanık olur: Güzelliği karşısında donakalmamak imkansızdır.